8.12.2010

EMİN ELLERDE (de ayrı mı lan düşünüyorum,ayrıysa 3 nokta olur sonunda)

Biliyorum okur, son zamanlarda bu hıza alışkın değilsin, lakin iyi hissediyorum yazasım var. Sana çeşit çeşit yemek sunuyorum daha ne olsun?


       Nasıl da umut veriyordu umarsızca. Gözüyle, sözüyle, dokuna dokuna gülmesiyle. Erkek okurlar bilir ki eğer bir erkek bir erkeğe dokuna dokuna gülüyorsa o gülen homoseksüel eğilimdedir. Bir kadın bir erkeğe dokuna dokuna gülüyorsa o kadın, erkeğe karşı meyillidir (Ya da biz erkekler öyle yanlış bir çıkarımdayız, bilemiyorum).

       Fazla albenisi olmayan, üstü başı ortalama kalitede, "Aaa! Demirbey'in de gözleri harikuleyt(ya da ağzı burnu, kulağı, abdominalleri vs)" şeklinde övülebilecek bir özellikten yoksun bir adamım. Eğamonakyiii ne diye gözlerimin içine gülüyordu, niye her kadın gibi beni yoksayarak takılmıyordu da beni farkediyordu, neden benimle ilgileniyordu? Bunlar benim alışık olduğum şeyler değil okur. Çirkinlik ve beraberindeki sempati yoksunluğu nedeniyle yıllardır öyle ilgiye aç,muhtacım ki kalkıp bir MASA bana ilgi gösterse aşık olurum o masaya. Masanın facebook profilindeki fotoğraflara gece gündüz bakar, bir kısmını atarım hafızaya-zira beyin bedava- diğer büyük bir kısmını da komente, layka boğarım. Yakın arkadaşlara gösteririm masayı :  "Abi bu fotoda bacakları kalın çıkmış, aslında inceler" der masayı savunurum, olmadı abartır eklerim "Kıymık yok abi bacaklarda,gövdede kıymıııık!! " diye, coşuma erişirim. Övmelere doyamam masayı ve uzuvlarını eşe dosta. İçim kıpır kıpır nasıl açılsam masaya diye düşünürüm bir yandan da.

       O da öyle güzel bakıyor, öyle güzel konuşuyordu ki benimle, sürekli kendimi 'Yok lan, kız iyi arkadaş olarak görüyor seni, ondan bu samimi tavırlar' diye durdurmaya çalışmama rağmen duramayıp aşık oldum (masayla ben bir miyim diye alınma bebek, senin için gepetto ustaya zilyon tane masa yaptırırım,masa köpeğin olsun)

       Ataerkil toplum oluşumuzdan mı ileri geliyor, yoksa tüm dünyada böyle mi bilmiyorum ama o ilişkiyi başlatacak cümleleri kurma sorumluluğu biz erkeklerin omuzlarında. Bu resimdeki kadın bir günlüğüne bana da çıkma teklif edip beni güzel bir dünya olduğuna inandırabilir mesela,hala birşeylerin değişebileceğine... Neyse efenim hadi geçiştir orayı, yine de ilişki başlasın<--- ömrü hayatımca geçiştirdim o kısmı, dileyene yardımcı olurum özelden

       Asıl dert ilişki başladıktan sonra başlıyor. Yaş farkını eş dost kafana taktırır, ilk 1-2 ay çokça film izlenir, kitap okunur bu iki maddeyle kıza hava atılıp kendine bağlamaya çalışılır. Yeni insanlarla tanışmak zorunda kalınır, onu da yeni insanlarla tanıştırarak sıcağı sıcağına intikam yemeğini yersin ayı gibi. Yemek alışkanlıklarını farklıymış gibi gösterirsin yine bu aylarda, misal: ileri safhalarda 'Ben bi simitle doyarım aga' insanı,ilişkinin başında penneler, graten'ler, sikimler, sonikler yemeden yaşayamayacağını gösterir eşine.

        Sööööz! Sana yemin sana söööz okuyucum, eğer geniş bir toplum,  geniş bir yaşam formu olsak ilişkinin o ilk 1-2 aylık sıkıntı sürecini kadim dostum Emin'den yaşamasını rica ederdim. Emin benim için herşeyi yapar, elinden geliyorsa kırmaz beni yapar o. Birbirimizin anasına avradına küfrediyoruz ultra samimiyiz anlayacağınız. Ama kızı teslim etmeden önce çaktırmadan Emin'in kulağına eğilip "Öpmek-ellemek yok! " der (bakın halen tam anlamıyla geniş olmayı becerememişim), öğrendiği bilgileri not almasını, tanıştığı yeni kişileri fotoğraflayıp-bilgilerini de not almasını rica ederdim.

        Aslında o kız da benimle aynı kafada çıkar ve o da kadim bir dostundan o ilk 1-2 ayı yaşamasını rica ederse benim planım patlar. Emin de kendine yeni kız yapmış olur, iyi olur Emin'e. Ben nazlı yarin güzel hatrına o 1-2 ızdırap ayını yaşarken Emin seksten sekse koşar.

       Yine aslında diyeceğim: Aslında kızla aynı kafada değil miyiz moruk? Veririz birbirimize CV'lerimizi, evde okuyup geliriz ilk buluşmaya, olar bitar. 'Hmm maket yapmasız duramıyormuş; hmm dağ bisikleti, dağda yürüyüş, yamaş paraşütü ve seyahat hobileriymiş. Kitap okumazsa başına ağrılar giriyormuş ' diye CV'mi okuyup 'Hassssssiktirsin oradan' diyen kız canımdan öte candır, yeri gelir maralımdır, türkü bakışlımdır.


CİDDEN EMİN ELLER MİYDİ LAN?
YOK YOK!EMİN YAPMAZ!!!

Koç Boynuzunu Boyuyor mu Hiç?

Nasıl bir mantığı var?
Anlat bana nazlı yar

Saç,tırnak,boynuz bunlar hepsi keratin
Sen yalnızca saç ve tırnaktan sorumlusun 
Eksik olmaz kulağında,boynunda,bileğinde ziynetin
Her şeye tamam lakin keratin tabakanı boyamayı nerenden uyduruyorsun

Nasıl bir mantığı var?
Anlat bana nazlı yar

İnsan kafasından çıkan kılı neden ve ne için boyar?
Loreal,Voila,Schwarzkopf neredeyse her markette var
Kokusu sidik gibi,sarhoş gelip halıya işesem kızarsın
Vur al boyayı kafana tüm saçların kızarsın

Nasıl bir mantığı var?
Anlat bana nazlı yar

Tırnak dediğin anca kazı kazanı kazır
Boya sürmek çok saçma,ana okulu terk misin?
Sol elinle sağ el tırnaklarına süremeyişini görmek içimi acıtıyor
Hepsini geçtim hadi
Ayak tırnaklarını boyamak über saçma bi durum bebişim

Nasıl bir mantığı var?
Anlat bana nazlı yar

24.11.2010

Şebnemler Altında 20Bin Ferah

Efkarlanmayı sevmem etmem,hayat bazen içine düşürüyor ama. Flash tv kafasında giderken,kumanda elimden alınıp da yaprak dökümü açılınca ekşi suratlarla birbirine bakan oyuncuları gördüm.limon yiyene bakınca içiniz burkulur ya öyle burkuktu içim.

Yıllardır söylerim: korkarım duygusallığını dışa dönük yaşayan adamdan,gay olmakla suçlarım o adamı.Bu yüzden mesela 2012'de kıyamet var diyorlar,nasıl tırsıyorum bi bilseniz.İki gün daha yaşatsam şu tatlı canımı kardır diyorum için için."Ölmeyek la" diyorum,"Ananem 86 yaşadı,ben daha 23 yaşamışken niye kapatılıyo tükan" diyorum ama dışarıdan biri abi kıyamet mıyamet yea diye geyik açınca direk 'çok fena seks dönecek oğlum' a bağlıyorum.Ha dönecek o ayrı,kızılay meydanı orgy meydanı olacak bence ama kıyamet lan sonuçta.Ölücez de yıkayanımız olmayacak,piii.



Kısa cümlelerle meram anlatmak için Şebnem Ferah ermişliğine sahip olmak gerekiyormuş.Önce "kelimeler yetse" sonra da "artık kısa cümleler kuruyorum".Yıka ve çık,çok basit.Ben de bundan kelli bu blog'da öyle aman efkar,aman dert,aman petrol canım petrol şeklinde mutsuzluk saçan şeyler yazmayacağım.İşte üstteki ilk iki paragraf kelimeler yetse kısmı,son cümle ise artık kısa cümleler kuruyorum.




 

By the way: Okur! Senle konuşmamız lazım,çok fena işler içine giriyoruz 5 kişilik bir ekiple,anlatıcam yakında hele bi somutlaşsın bi ince.Kendine iyi bak okur,her nerede seviyor ve sevişiyorsan.




Edit: Yazıyı yayınladım,sonra gözüme bu iki şebnem ferah fotoğrafı takıldı.sanki ikinci fotoğraf daha genç,diskografiyi yanlış mı kullandım lan acaba derken.evet yanlış biliyormuşum.Neyse biz de kalkıp burada bitirme tezi yazmıyoruz en nihayetinde.Şebnem de dönmüş mü lafından dönmüş.Ha ondan buna dönmüüüüş,ha bundan ona dönmüüüş.Kusuruma bakmayın okur!

18.11.2010

İnan İnanmadım


Leprekonlara bu kadar hayranlık,alaka duyup da bir ayakkabı yüzünden birine aşık olmak...Boşuna sevmiyormuşum leprekonları.Yeşiller içinde.

Burada her kafadan bir ses çıkıyor.Benim kafamdan bunca ses çıkarken bu durumu garip karşılayamam.Gürültüden ölecek gibi hissedip kaçıyorum en sessize.Bir bakıyorum ki o sessizlik en gürültülü yermiş.Kaçıp kurtulamıyorum,o zaman her iki rahatsız anda da savaşmayı bilmek lazım.Hep kafamdaki adamlar savaşırdı benim savaşmaktan çekindiğim şeylerle.Bu sefer onlara savaşacak daha basit şeyler verdim,galip de çıktılar hemencecik zaten.En zor mission objective'i kendime aldım,başladım bölüme.Seviyeyi beginner da yapmadım hem,god mode' da savaşmayı seçtim,başarıyorum.

Nesilden nesile geçen bir şey varmış,bir arkadaşımdan en yakın arkadaşına geçmiş.Olmaz,hassiktir lan diye tepkiler vermiş aslında ilk duyduğunda ama gün gelmiş aynı şey o arkadaşa da olmuş.Ben bilmiyordum hikayenin tamamını.Başıma geldi,döktüm arkadaşımın önüne.yarıda kesti sözümü,ya bu ya bu hele hele bu oldu mu? diye sordu.Olmuştu.Hepsi...Lanetin 3.kuşağı bendim ve ben bu laneti bir başkasına devretmek istemiyorum,zira beter birşey.Anlatılanlar kadarıyla ileride ne olacağını da biliyorum artık.Alın yazısını okuyabilen bir adam hayattan ne kadar sürpriz bulabilirse o kadar sürpriz var artık bana.Çokça can sıkıcı.


Psikoloji bölümündeki bir arkadaşımla konuşmuştum.Bir hocası yakınını kaybediyor ve aksilik bu ya cenazesine,defnine gidemiyor yurtdışında olduğundan dolayı.Hala öldüğüne inanamamış o yakınının.Yaşamadığını bile bile yaşadığına inanmış bir kere,sırf o defin işlemini görmediği için.Benim hissiyatım da bunla paralel.Bırak defni,öldüğünü görmedim göremedim ben ki.Ama gezip dolaşırken bakıyorsun ki banka hesapları kapanmış,kapı zilinden adı çıkarılmış,cep telefonu artık yok.İşte bu yüzdendi kızgınlık,kırgınlık her neyse adı.İnsan bi hastayım der,bi ölüyorum der.Sapasağlam bıraktım çıktım kapsama alanından,döndüm-girdim kapsama alanına aradım hemen ama telefondaki kadın -her kimse bilmiyorum-  "öldü o" diyor.O telefondaki sesten nasıl tiksindim nasıl iğrendim bilemezsiniz.Hep o iğrenç kadın çıktı karşıma ondan iz aradıkça,itin götüne soktu durdu beni.Doktora gittim,neden öldü diye sormaya yine o kadın orada.Mezarına gittim ağlamaya,çiçekleriyle konuşmaya,onlara sormaya.O kadın yine orada,yine kovaladı beni.Nasıl da benziyor oysa dışı rahmetliye.Ama kinimden öldürebilirim o kadını.Çıkmasın karşıma diye dualar ediyorum o yüzden.Son bi kez olsun göreyim o arkadaşımı diye,ne olur ölmemiş olsun diye dualar ettiğim gibi.Aynı inançla.


Bugün bayram ve bayramın arkadaşım için neler ifade ettiğini biliyorum.Yıllarca bayramını bayram kılmaya çalıştım didindim ve şimdi nasıl bir bayram geçiriyor gittiği yerde diye merak ediyorum öldükten sonra her nereye gidiliyorsa.Sormaya,araştırmaya kalktığımda yine o nalet kadın gelecek dikilecek karşıma biliyorum,o kadın bilmiyorsa kimse bilmiyordur arkadaşımın bayramı kutlayıp kutlamadığını.En olmadı ben kutlayayım bayramını istiyorum ama o kadın,o gestapo kılıklı kadın...Daha tonla da sözüm vardı arkadaşıma,tutası olmadan gitti.Hiç olmadı ölümü ardından bir Tac Mahal de ben dikerdim,dikmek isterdim.Ama o nalet kadın işte...


edit:psikoloji her yerde aynı

http://yeditemmuz.blogspot.com/2010/07/ardndan.html

6.11.2010

CLUBBED TO DEATH


   

                                                 "if i can't dance to it, it's not my revolution"

        Bugüne dek devrim süreçlerine dair en ufak fikrim dahi yokken,şu son birkaç gündür anlamaya başladım devrimi,devrimcileri.Sol yahut sağ görüş savunulan bir yazı yazmıyorum burada.Kısaca şunu yazacağım aslında  ; ben kendi içimde bir devrime gitme kararı aldım daha devrim nedir ne değildir tam olarak bilmeden.Zor işmiş,aşk dolu işmiş,emeği somut kılan-insanı o emeğe bakıp gülümseten bir işmiş devrim.Değişimin her santimetrekaresini görüp kükremekmiş belki özgüvenle.Belki de ben saçmalıyorum,dedim ya devrimi bilmiyorum.

          Jedi'ların Sith'lerin elinden imparatorluğu alması bir devrimdi,hakkını yemeyeyim o olayın öncesinde sithlerin jedi lardan cumhuriyeti devralıp sikertmeleri de bir devrimdi.Matrix sinemasal açıdan bir devrim olmakla birlikte anlattığı hikaye de bir devrimdi.Sonra matrix yönetenleri v for vendetta yapımcısı oldu ve koccaman bir devrim filmi çektiler.İçinde Alix Kate Shulman'ın yukarıdaki sözünün bir benzeri de geçiyordu: "Danssız bir devrim,yapılmaya değmez." şeklinde... 

          İşte devrimden kırıp geçilen dünyada ne che bilirim ne o ne bu,sadece birkaç film.Ama V'nin devrimine başlayışı öncesindeki dans anındayım şimdi.Öyle gözüm kapalı ki dışarıya,kulağım sadece müzikte.

         Biliyorum,hiçbir devrim gökten inmedi,piyangodan çıkan ikramiyeyle yapılmadı.Uğrunda ölenler de oldu,ölmese dahi tüm hayatını yalnızca bir devrim uğruna harcayanlar da.Ama eğer ben bu yazıyı yazdıktan sonra hemen yarın öbür gün ölürsem o ilk defa yapmaya iştah kabarttığım devrimi yapamadan ölmüş olacağım.İnan sevgili okur hiçbir şeyi bu kadar istemedim.Belki benim kendi devrimim de yıllar sürer,belki de ölene dek sonuç alamam ama bitiremesem de ,başaramasam da o gözüm son kapandığı anda eminim o devrimin olmuş hali canlanır belli belirsiz,gerçek sanar inanırım.Ne deseler inanmıyor muyum?Körü körüne..

     Ben buradan,sizden ayrı kalmayacağım bu devrim esnasında.Yani bu bir inzivaya çekiliş değil.Hatta belki gün olur attığım minik adımları anlatırım size gözlerimin içi gülerek.Henüz üç gün önce yitirdim hayatta kalmak için en büyük sebebimi.Artık bitiminde ne getirip ne götüreceği belli olmayan ama en azından bana yaşamak için bir sebep veren bir DEVRİM'im var.

Espri,komiklik olmadı bu sefer,içimi döktüm arada yaptığım gibi,kusura bakmayın..

30.10.2010

Gol Futbolun Meyvesidir Bebek,Vitamin Gibi


               Herkesin farklı farklı kabusları olur: 

Kimisi yüksek bir binadan düşer sürekli,kimisi trenler altında kalır,kimisi boğulur.

Benim en büyük kabusum golcü olduğum bir kabus.İlk duyuşta kulağa hoş geliyor,vay arkadaş PES’in FIFA’nın kapağına fotoğrafını koyarlar,kızlar peşinden koşar negzel diye düşünüyor olabilirsiniz.Ben de bu düşüncenize ‘Keşke her şey göründüğü kadar basit olsaydı.’ der,çok pis laf soktuğumu sanıp sağda solda size bu laf sokuşumu anlatırdım.


‘Gol oruçlu forvet’ , ‘Demirbey suskunluğunu yine bozamadı!’ , ‘Rakibin en iyi defansı Demirbey’di!’ cümlelerini duymaktan dolayı kabus demiyorum bu duruma,zaten bu cümleleri duymadım daha önce hiç.Benim korkum gol atamamak değil ‘GOL ATMAK’. Zira gol akabinde bir de gol sevincini lazım kılar.İşte ben o gol sevinci hususunda çok endişeliyim,nasıl bir gol sevinci yaşayabilirim sorusu yıllardır aklımda.Aslında en iyisi sizlere derdimi şöyle maddeleyeyim:

*     Efendim,golümü süperkulade bir şekilde attıktan sonra,bana ‘Bu maç golün var aslanım.’ diyen malzemecimize doğru,kulübeye mi koşayım?

*     Asisti yapan arkadaşıma doğru koşup,onun ayakkabısını cilala-parlat yapıyormuşum gibi mi yapayım?

*     Beni bağrına basmış, iyi günümde kötü günümde yanımda olmuş cefakar

taraftarıma mı koşayım? (Of ya bu sevinçte o gazla beni öpüyorlar,yanlışlıkla ağız ağza gelme riski var)

*     Tüm eleştirilere rağmen arkamda duran, beni oynatmaktan vazgeçmeyen kurt teknik direktörüme mi koşayım?  (Yalakaaaa!!!)

*     Maçta hatalı gol yediği için üzgün olan kalecimize ‘Senin için attım lan ben bu golü’ dercesine mi koşayım?  

*     Tribünde oturan, üzerimde binbir emeği olan anama-babama mı koşayım?

*     Anam-babamdan habersiz yürüttüğüm ilişkinin kız arkadaş rolünü üstlenen ,hemen velilerimin yan tribününde oturan nazlı yare mi koşayım?

*     ‘Hazır gazı aldık,hemen başlayın lan’ der gibi gibi,kale içinden topu alıp santraya mı koşayım?

*     Rakip tribünleri kızdırma maksatlı ‘sus işareti’ veyahut ‘eli kulağa götürme işareti’ ile rakip tribüne mi koşayım?(Burada pet şişe ve tükmük riski var)

*     Veya tamamen amaçsız,işlevsiz bir şekilde bir tek benle özdeşleşmiş bir gol sevinci yaratıp;skor,takımın durumu,maçın gidişatı vs durum her ne olursa olsun ‘Helelooy’ diye bağıra bağıra, onu mu yaşasam?

             İşte maalesef ben bu saydığım maddeler yüzünden gol diye tanımlanan güzelim şeyden atmak istemiyorum,hatta atmış olduğum fikriyatı kabusum oluyor.Attığım gol isterse “Gelmiş Geçmiş Atılan En Güzel Gol” ödülüne layık görülecek kalitede olsun,o hakkım olan sevinç bana zehir olur.Gol vuruşunu yaptığım yerden kararsız bir şekilde sağa sola yalpalar,afallar,diz çöker hüngür hüngür ağlarım.Lanetler okurum attığım canım gole,beddualar ederim topa vuran sol ayağıma,selam ederim Christy Brown’a.

   Adaletine İnsanlığına Kurban Olayım Hakim Bey!Bu da mı Gol?

Sizin kabuslarınızın sizden,benim kabuslarımın  benden uzak durması dileğiyle.Kendine iyi bak okur,gelecek ay görüşürüz..

1.09.2010

Keşke Hepimiz Nihat Doğan'a Bir Kez Olsun Verebilsek


Benim olan şey gözümden düşer.Al gardrobumdaki kıyafetleri koy vitrine,nasıl da severim,nasıl da arzularım o ürünleri.Laptop'ım benim olduğu için ona sinirleniyorum bazı bazı.Benim olmasa,Teknosa'da karşılaşsam onunla 'Vay süperimtrak' diye atlar,eşe dosta onu överim.Bu hemen herşey için böyle.Elde ettiğim an büyüsü kaçıyor.Kesin canım gibi sevdiğim Beşiktaş'ımın başına başkan olma imkanım olsa ve başkan olsam anında soğurum Beşiktaş'tan da. 'Beşiktaş mı?Beşiktaş çok bozuldu abi yeaa' diye konuşurum herşeyin bozulduğunu düşünen adamlar gibi.

Ama bazen düşünüyorum:Son zamanlarda güzelliği fazlaca rüyalarımı süsleyen Katy Perry var.İmkansız ya nasıl olsa,acayip seviyorum bu kadını.Ha kalkıp mesela Katy benim aşığım olsa beni sürekli gizli numaradan arasa sesimi duyar duymaz kapasa,arada webcam açsak o benim kameramı açmam için talep gönderse ben gayet cool bi tavırla ondan cam açmasını istemeyip sanki onla ilgilenmiyormuşum gibi davransam,ben bu yanıklığı bir de kızın bu aşktan perişan haline dayanamayan eşinden dostundan öğrensem yine bilmiyormuş gibi yapıp hımm mımm desem;sonra da uluslararası konuşmanın en ucuz olduğu telefon tarifesine geçip arasam onu,sesimi iyice bulanıklaştırıp seksi seksi konuşup iyice bağlasam kendime,arasam ağzını,o büyük aşk aptallığıyla kendini tutamayıp bir anda 'Yiğidom gel,yanıyorum senin aşkından' dese önce topuklarım götüme vura vura giderim nazlı Katy'nin kollarına,alacağımı aldığım andan itibaren de 'Bu sıcakta balık etli hatun almıycan aga,kışlık bu kadın kışlık' der yüzüstü bırakırım cağnım aşığımı.Oysa ben Katy yaşlanana kadar yanında kalmalıyım,hatta albümü yapan şirkette kendimi çalışıyor gibi gösterip ssk'mı yatırmalıyım,geleceğimi güven altına almalıyım.Katy benim için herşey olmalı ama bir one night stand kızı?Asla!!Yüce yaradan da biliyor ki bu maymun iştahımı bu huyumu  Aysun Kayacı,Katy Perry,Melissa Auf der Maur gibi şapşahane kadınlarla kesiştirmiyor yollarımı.

Çirkinim ben,bir ortamda iyinin kötüsü kötünün iyisiyim.Olmasa da olur adamı yani.E şimdi milyonların uykuda uğruna kamyonlar devirdiği bu güpgüzel kadınlar benim gibi  bir vasat tarafından terk edilirse ne olur?Bu güzel sanatçılar intihara meyilli hale gelmez mi?Rabbim dağına göre kar verirmiş.Katy Perry'ye yakında kuracağı yuvada mutluluklar.Bir gün olur da Cengiz İmren'imsi bi adamla seks yapmayı düşünürsen,ben hep buradayım(+90 la başlıyo buraların kodu,benim numara 0771 le bitiyor,böyle bi numara seni çaldırıp kaparsa ara e mi?call this number if he calls you ok?).

(Edit: yüksek düzeyde amatöroğlu amatör paint içerir,çocuklarınıza mozaikledikten sonra gösteriniz)